Oradan, buradan; okuyarak, dinleyerek, arastirarak edindigim bilgileri bu sitemde topluyorum.. Buyrun, birlikte ögrenelim..
İlk kadın dünya güzeli: Keriman Halis
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
1932 yılının "Dünya Güzellik Yarışması", 31 Temmuz günü Belçika'da yapıldı. 28 milletin güzellerinin katıldığı bu yarışmada jüri, "Türkiye Güzeli" Keriman Halis'i "Dünya Güzellik Kraliçesi" seçti. Bütün Belçika ve Avrupa basını jürinin bu kararını ve Türk kızını alkışlarken Keriman Halis'in "Dünya Güzellik Kraliçesi" seçilmesi bütün Türkiye'de bir bayram sevinci yaratmıştı.
Kimlik bulundu ve önemli bir elbise giydirildi. Artık aranan, Türkiye'nin en güzel kadını değildi. Aranan Türk milletinin ne kadar güzel bir ırk olduğunu dünyaya kanıtlayacak, milli şuur sahibi, güzel bir kadındı. Yeni bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'nin her konuda diğer milletlerden geri olmadığını ispatlamak bir vatan borcuydu. Milletimizin ne denli güzel olduğunu göstermek de her Türk genç kızının milli bir vazifesiydi. Cumhuriyet Gazetesi yapılacak olan yarışmayı basit bir güzellik olayının dışına çıkardı ve ulusal bir sorun haline getirdi. Artık bu yarışmaya başvurmak milli bir sorumluluktu.
1913 İstanbul doğumlu Keriman Halis Ece, 31 Temmuz 1932 yılında Belçika'nın Spa şehrinde yapılan Dünya Güzellik Yarışması'nda 'Dünya Güzeli' seçilmiştir. Atatürk, yarışmadan sonra, 'Kraliçe' anlamında kullanılan 'Ece' soyadını vermiştir.
Keriman Halis'in amcası, ünlü operet bestecilerinden Muhlis Sabahattin Ezgi'dir. Halası, gene ünlü kadın bestekârımız Neveser Kökdeş Hanım'dır. Yeğenleri Melek Kobra (Ayşe Opereti), Mete Uğur ve Asım Ekren. Galatasaray Spor Klübü'nün efsane idarecilerinden Turgan Ece ise kardeşidir.
YARIŞMAYA BABASI KAYDETTİRDİ
Türkiye Cumhuriyeti henüz altı yaşındayken, Atatürk'ün direktifleriyle Cumhuriyet Gazetesi tarafından ilk kez 'Türkiye Güzellik Yarışması' düzenlendi. 3 Eylül 1929 günü yapılan ilk güzellik yarışmasında, Balıkhane nazırlarından Mehmet Tevfik Bey'in torunu Feriha Tevfik Hanım 'İlk Türkiye Güzeli' seçildi. Bunu, 1930 yılında Mübeccel Namık ve 1931 yılında da Naşide Saffet hanımların kazandıkları yarışmalar izledi.
Keriman Halis Hanım, 1932 yılında düzenlenen dördüncü yarışmaya katılmıştı. Ailesi ve çevresi onu bu yarışmaya katılması için bilhassa teşvik etmişlerdi. "O tarihlerde yapılan yarışmalarda, adayların ekseriyetini iyi ve tanınmış ailelerin kızları teşkil ederdi" diyor eskiler. "Burjuva sınıfından" diye ekliyorlar. Kara kaşlı, kara gözlü, parlak uzun ve siyah saçlı ve bembeyaz tenli, hakikaten çok güzel bir kızdı Keriman Halis Hanım.
Eğitimini Feyziati (sonraki adıyla Boğaziçi) Lisesi'nde yapmıştı. Hızır yangın söndürme aletlerinin mümessili olan Halis Bey, kızını bizzat götürüp kaydettirmişti bu yarışmaya. 3 Temmuz 1932 günü İstanbul'da yapılan yarışmada, elliyi aşkın aday arasında Keriman Halis Hanım, jürinin büyük çoğunluğunun kararıyla Türkiye Güzeli seçildi.
ATATÜRK “ECE” SOYADINI VERDİ
Güzellik kraliçesi yarışmalarına bilhassa önem veren Büyük Atatürk de, bu mutlu sonuçtan büyük bir memnuniyet duymuştu. 3 Ağustos günü Cumhuriyet Gazetesi'ne verdiği özel demeci ile Türk kızlarına şunları söylemişti:
"Türk ırkının necip (soylu) güzelliğinin daima mahfuz olduğunu (korunduğunu) gösteren dünya hakemlerinin bu Türk çocuğu üzerindeki hükümlerinden memnunuz. Fakat Keriman Ece, hepimiz işittiğimiz gibi söylemiştir ki, o, bütün Türk kızlarının en güzeli olduğu iddiasında değildir. Bu güzel Türk kızımız, ırkının kendi mevcudiyetinde tabii olarak tecelli ettirdiği güzelliğini dünyaya, dünya hakemlerinin tasdikiyle tanıttırmış olmakla elbette kendini memnun ve bahtiyar addetmekte haklıdır. Türk milleti, bu güzel çocuğunu şüphesiz samimiyetle tebrik eder. Cumhuriyet gazetesi bu meselede Türk ırkının diğer dünya milletleri içinde mümtaz (seçkin) olan asil güzelliğini göstermek teşebbüsünü takip etmiş ve bunu dünya nazarında muvaffakiyetle (başarıyla) intaç eylemiştir (sonuçlandırmıştır). Ondan dolayı bittabi bu vesile ile de takdir ve tebriklerimize hak kazanmıştır. Arzusunu da ilave edeyim ki, Türk ırkının dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihi olarak bildiğim için, Türk kızlarından birinin Dünya Güzeli intihap edilmiş (seçilmiş) olmasını çok tabii buldum. Fakat Türk gençlerine bu münasebetle şunu da tahattür ettirmeyi (hatırlatmayı) lüzumlu görürüm: Münferit olduğumuz (iftihar ettiğimiz) tabii güzelliğinizi fenni tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda uyanık bir tekamülün (olgunlaşmanın) mütemadi tahakkukunu (gerçekleşmesini / yerine gelmesini) ihmal etmeyiniz. Bununla beraber asıl uğraşmaya mecbur olduğunuz şey analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi yüksek kültürde, yüksek fazilette birinciliği tutmaktır."
Yalova'da bulunan Atatürk'e Paris'te bulunan 'Dünya Güzeli' Keriman Halis Hanım, dün şu telgrafı çekmiştir: "On beş günden beri memleketimden hiçbir haber alamamıştım.
Bugün Paris sefaretimizde layık olmadığım kıymettar iltifatınızı gazetelerde gördüm. Meserretimden ağladım.
Bu muvaffakıyyetim sizin memleket kadınlığına telkin ettiğiniz fikirlerin eseridir.
Tanrının sizi üzerimizden eksik etmemesi temenniyetini yad etmekteyim. İhtiramatımın kabulünü rica ederim efendim."
Keriman Halis
YARIŞMADA NELER YAŞANDI?
Keriman Halis Hanım kraliçelik anılarını şöyle anlatıyor: "Önce kadınlardan meydana gelen bir jüri önüne çıktık. Burada inceden inceye kontrolden geçtik. Sonra bir tiyatro salonunda esas yarışmaya girdik. 28 ülkenin güzeli teker teker boy göstererek gelip geçtiler. Ve, sonunda iki güzel kaldık. Ben ve Almanya güzeli. Son gün yalnız Alman güzelini ve beni tekrar görmek istediler.
Üzerime kırmızı renkte bir tuvalet giymiş, yakasına da beyaz kurdela takmıştım.
Son an gelip çattı. Jüri başkanı ayağa kalktı. Elindeki kırmızı mühürlü zarfı büyük bir itina ile açtı.
Tiyatroda büyük bir sessizlik hüküm sürüyordu.
Heyecandan düşüp bayılabilirdim.
Neyse, zarf açıldı. Bütün tiyatro salonu, 'Yaşasın Miss Turkey!' sesleriyle inledi..."
Tabii o günlerde bütün yurtta büyük bir sevinç yaşanır. Atatürk, Keriman Halis Hanım'a gönderdiği kutlama telgrafında kendisine kraliçe anlamına gelen 'Ece' unvanını verir; 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu ile Keriman Halis Hanım, 'Ece' soyadını alır.
Atatürk tarafından güzelliği nedeniyle kraliçe anlamına gelen ‘Ece’ soyadını alan, 1913 doğumlu,
Türkiye’nin ilk ‘Dünya Güzeli’ Keriman Halis Ece Tamer, 99 yaşında hayatını kaybetti
Eğitim Hayatı İlkokul, ortaokul ve liseyi Kocaeli’de okudu. O zamanlarda temel bilimler üzerine okumak istiyordu ama henüz ne okuyacağına bir türlü karar veremiyordu. Hayatının dönüm noktalarından biri olarak belirttiği Prof. Erdal İnönü’den aldığı “Anılar ve Düşünceler” adlı imzalı kitap, karar vermesinde bir yol göstericiydi. Kocaeli’de bir kitap fuarında Erdal İnönü ile tanıştı. Türkiye’de çok fazla bu yönüyle bilinmese de İnönü, Amerika’da çokça tanınan teorik bir fizikçidir. Tanıştıkları sırada Erdal İnönü, Canan Dağdeviren’e akademik hayatında hangi alan üzerine okumak istediğini sordu. O da fizik okumak istediğini ama biyoloji ya da kimyayı da düşündüğünü söyledi. Bunun üzerine İnönü ona “Anılar ve Düşünceler” kitabını hediye etti ve bu kitabı okuduktan sonra ne okumak istediğine karar verebileceğini ekledi. Kitabı okuduktan sonra Fizik bölümünü okumak istediğine karar vermiş oldu. Böylece Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünde üniversite hayatına başlamış oldu. Ann...
1 Temmuz 1923 tarihinde İzmir'de doğan Şerife Feriha Sanerk, 1945 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'ne girdi. Dört yıl boyunca okulun tek kız öğrencisi olan Sanerk, 1951'de kaymakamlık kursuna girip kazandı. Ancak Sanerk, kadın olduğu için ataması yapılmadı. Sanerk, daha sonra Emniyet Genel Müdürlüğü emrine komiser muavini olarak atandı. Emniyet teşkilatına giren Sanerk, 1953 yılında emniyet müdürlüğü rütbesine yükseldi. Ancak yine kadın olduğu için emniyet müdürü olamayacağı bildirildi. Hukuki mücadele başlatan Şerife Feriha Sanerk, bu mücadeleyi kazanarak aynı yıl Türkiye'nin ilk kadın emniyet müdürü oldu ve kendisinden sonra bu mesleğe girecek tüm kadınların önünü açtı. 1974 yılında emekli olan iki kız çocuğu annesi Feriha Sanerk, Antalya'ya yerleşti. Şerife Feriha Sanerk, görev yaptığı yıllarda çok sayıda yabancı dergi ve gazeteye haber oldu. Sanerk'in anne mesleğini seçen kızı Nurdan Canca da Türkiye'nin iki kadın il emniyet müdürü...
İzmir'in zarif kadını Ayşe Mayda, Beyler sokağındaki Salepçioğlu camisinin arkasındaki karanlık sokakta 1916 yılında dünyaya gelmiş. Ilk öğrenimini Ravzairfan ilkokulunda yapmış. İzmir'in tanınmış ailelerinden birinin, iki kızından biri olan Ayşe Mayda, bir çok kadının örnek alacağı, model olmuş, aydın bir Türk kadını. Türkiye'nin ilk kadın ortodontisti Ayşe Mayda. Öğrenimine 1928 yılında İtalyan okulu ve daha sonra Amerikan Kız Koleji'nde devam etmiş. Okulun ilk mezunlarından olan Ayşe Mayda daha sonra Istanbul Üniversitesi’nde, tahsilini yapmak için İstanbul'a gitmiş.. 1937 yılında, Diş Hekimliği Fakültesi'ne kayıt olmuş. 1933'de Hitler Almanya'sından kaçan, yahudi Prof. Kantorowicz'in öğrencisi ve daha sonra asistanı olmuş. 1945’te, İzmir’de, İkinci Beyler Sokağı’ndaki ilk muayenehanesini açan Ayşe Mayda, Dünya Ortodontistler Rehberine adı yazılan ilk Türk olmuş. Türkiye’de ilk pantolon diktiren ve giyen, ilk araba kullanan kadınlardandır. Çok sa...
Yorumlar
Yorum Gönder